Mardin Gezi Notları

Mardin Gezi Notları

Öncelikle burada paylaştığım her bilgi benim 11 Ekim 2019 – 13 Ekim 2019 arasında deneyimlediklerimden kesitlerdir. Farklı tarihlerde ve dönemlerde farklı deneyimlerde bulunanlar lütfen aşağıdaki yorumlar kısmında samimiyetle paylaşımda bulunursa çok sevinirim. Ayrıca fotoğraf çekmek isteyen kişiler için fotoğraflarda hiç bir Lightroom ve benzeri oynamalar yapmadan ham hallerini paylaştım ki, en azından ekipman ve gezi saat planlaması için doğru fikir oluşabilsin.

Mardin’e daha önce karayoluyla gelmiştim. Ancak bu kadar adımlama fırsatı bulamamıştım. Bu kez hem biraz daha adımlamak, biraz daha tarihi dokusuna ellerimle dokunmak ve olabildiğince görülecek yerlerde bulunmayı düşünerek bir haftasonu değerlendirmek istedim. Ve tabii ki, yanımda her zamanki gibi yarenimde bulunuyordu. Hem de bizim birinci sene-i devriyemizi değerlendiriyorduk.

Mardin için en gezilesi zamanın Mart-Nisan ile Eylül-Ekim dönemi olduğunu uçak bileti ve konaklama yerlerini araştırırken öğrenmek durumunda kaldım. Zira daha öncesinde geldiğimde 2017 yılında 100 TL’ye 3 kişi 1 gece konakladığımız Darius Otelinde yer baktığımda 2 kişiye 2 gece 1100 TL fiyat verdiklerinde ve İstanbul Sabiha Gökçen’den hareket eden Pegasus Havayollarına ait uçağın biletinin 2 kişi gidiş dönüş bilet fiyatının 1.200 TL olduğu 3 Eylül 2019’da gördüğümde anlamış bulundum Mardin için Sezon Vaktiydi. Bu arada harcama tutarlarımı da paylaşacağım ki, seyahat etmek isteyenlerin, bütçe yaparken faydalanması daha doğru olur.

İstanbul – Mardin arası 1.5 saatlik uçuş ile Mardin’e iniş yaptık, Sınırötesi Operasyon olması nedeniyle ABD’den gelen CNN ekibinin bavulları nedeniyle bizim bavul teslim almamız yaklaşık 35 dakika sürdü. Bavulları alır almaz havalimanı kapısındak Havaş’ın araçlarıyla şehir merkezine kişi başı 9 TL’ye ulaştık. Biz yenişehir diye adlandırdıkları ve bazı kişilerin Yeni Mardin dedikleri bölgede otellerin yüksek fiyat çekmesi nedeniyle Mardin Artuklu Öğretmenevi’nde konakladık. 2 kişi 2 gece konaklama bedeli 90TL’den kişibaşı 360 TL’ydi. Kahvaltı tabağında bulabildiğiniz şeyleri kahvaltı da istediğiniz kadar alabileceğiniz bir de kahvaltı salonu vardı tabii ki, ancak biz 09:30’a yetişemeyince istediğimizi değil bulabildiğimizi aldık 🙂 Şahsen çok vasat bir yer bekliyordum ve beklentim sıfırın altındaydı ama haksızlık etmişim, gayet temiz ve sessizdi, mobilyaları eski olabilir ama gayette rahattı. Uygulama otellerini ve Öğretmenevlerini öncelikleriniz arasına koymanızı kısa seyahatlerinizde şiddetle tavsiye ederim.

Bavulları otele bırakıp hızlıca taksi ile Eski Mardin içerisinde yer alan Seyr-î Mardin’e kahvaltı için yola çıktık. Seyr-î Mardin, Zinciriye Medresesinin hemen önünde yer alıyor ve olabildiğine Mardin Ovasını görebiliyorsunuz (kimileri Mezopotamya diyor) Kahvaltı Serpme şeklinde geliyor ve lezizdi, servis biraz ağır olabilir ama deli gibi acıkmadıysanız sıkıntı olmuyor. Akabinde kahve sipariş ettik.

Bakınız Burası Çok Önemli (çokomelli) Eğer sizlerde Sade Türk Kahvesi veya Sade Filtre Kahve içmeye alışkınsanız, Mırra veya Süryani Kahvesi veya Türk Kahvesi dışındaki diğer kahve türlerini tatmamanızı şiddetle tavsiye ederim. Şekerli ve Sütlü olarak geliyor hatta sütün kaymağını almıyorlar bile. Hesap olarak galiba 80-100 TL gibi bir şey ödedim diye anımsıyorum.

Mardin Ulu Cami

Kahvaltının akabinde taksiye binip Mardinin 4 km dışında kalan, taksiyle 15 dakika içerisinde varabildiğimiz Deyrulzafarân Manastırına gittik. Taksiler şehir içinde 20 TL alıyorlar. Nereye giderseniz gidin taksimetre açmıyorlar. Manastıra’da 20TL’ye gittik. Taksici genç bir arkadaştı, cep telefonunu aldım ve manastır gezisi bittiğinde kapıdan çıkmadan 15 dakika önce aradım onu, geldi bizi aldı ve tekrar şehir içine bıraktı. Yine 20 TL verdik. Manastır girişinde kişi başı 10 TL’ye ziyarette bulunabiliyorsunuz ve müze kart tabii ki geçmiyor, ayrıca rehbere ihtiyaç yok, manastırın içerisinde görevli genç rehberler size manastırın tarihini ve içerisindeki her noktayı tek tek anlatıyorlar.

Buradan bazı fotoğrafları paylaşayım, öğle saatindeki güneşi, fotoğraf açılarını ve ortamın ambiansı, bir miktar kafalarda oluşsun istedim. Fotoğrafçı arkadaşların muhakkak yanlarında flaş bulundurmalarını ve öğle saati için parasoley ile lens filtresi bulundurmalarını tavsiye ederim. Fotoğraflardaki gibi ortamın bir miktar boş kalmasını istiyorsanız 11:30’daki tur ekibiyle girip, manastırın 12:00 paydosuna denk getirip 10 dakika içerisinde fotoğraflarını çekmenizi tavsiye ederim, yoksa adım başı kadrajınızda asgari 3kişi görürsünüz.

Artık günümüzde bir yer hakkında fikir elde etmek için o kadar çok alternatif enstrüman var ki, bende şüphesiz bunlardan birkaçını kullanarak gezi planımı oluşturmuştum. Gezi planı oluştururken, ilgili yerlerin açılış kapanış saatlerini de araştırmanızı tavsiye ederim. Benim programımda uğramaya çalışacağım yerler şöyleydi: Deyrulzafarân Manastırı (09:30-16:30), Şatana Konağı (Mardin Artuklu Üniversitesi Uygulama Oteli), Zinciriye Medresesi (08:30-20:00), Mardin Müzesi (08:30-17:30), Mardin Ulu Cami, Kasımiye Medresesi (09:00-18:30), Kırklar Kilisesi (09:00-17:00), Latifiye Cami (Erkulu Cami), Melih Mansur Medresesi, Revaklı Çarşı, Reyhaniye Cami, Savur Kapı Medresesi, Şah Sultan Medresesi, Sıti Radviyye (Hatuniye) Medresesi, Artuklu Kervansarayı, Midyat Çarşısı, Midyat Sıla Konağı, Midyat Mor Gabriel Kilisesi.

Mardin Merkezdeki birçok noktayı ziyaret ettik, Akşam yemeği için Seyr-î Mardin binasının hemen girişindeki Sultan Sofrası isimli yere oturduk. Menü istediğimizde “canlı menü” geldi. Bildiğin kanlı canlı kapı gibi gencecik güleç yüzlü delikanlı, “ne veriiim abime” demedi, Size tavsiye olarak “Mardin Tabağı yaptırayım, doymadım derseniz 2.tabak benden” dedi. Ona çok iddialı olduğumu, her türlü gömerim bak dedim. “Başımla beraber abim” dedi. İnternette daha öncesinde bakmıştım 50 TL gibi fiyatlar yazıyordu ama kişi başı 32 TL tutarındaki Mardin Lezzet Tabağı geldi. Canlı Menü yemeğe başlamadan, hem yerel dilindeki adını hem de yemeğin bizim anlayacağımız türden adını ifade etti ve yenilecekleri kısaca izah etti yine o güleryüzüyle. Emin olun, aşırı lezzetliydi, benim damak keyfime düşkün olduğumu beni tanıyanlar bilir ve ben size gerçekten aşırı lezzetliydi diyorsam, hakikaten öyledir. İçli Köftesi, Mardin Kebabı, Kaburga Dolması iç pilavıyla, Güveç (ki ben patlıcan yemem normalde), adını tam telafuz edemediğim bir yerel ekmek/mücver karışımı ama güzel birşey daha vardı. Kocaman salatayı söylemiyorum zaten. Kesinlikle akşam yemeğini burada yemenizi tavsiye ederim.

Burada yemeği yiyip çıkıp sola doğru 300-400 metre yürüyün, akşam biraz hareketli oluyor. Artukbey Kafeye geleceksiniz. Terasının her iki tarafı da çok keyifli. Biz bir akşam yol tarafına oturduk, düğün vardı karşımızdaki mekanlarda yerel türküleri dinledik davul zurnayla (uzaktan sesi hoş) ve bir diğer akşam da Mardin Ovası ve Yenişehir ışıkları eşliğinde kahvemizi yudumladık. Kahveniz bence Sade Türk Kahvesi olsun, bir sunumla geliyor, sanırsın Oba kuruyorlar 🙂 akabinde nargile kullananlar içinde hizmet var, ben orada ayrıca filtre kahve içtim, Artukbey’in kendi filtre kahvesi FrenchPress ile geldi, Dark Roast sevenler için çok keyifli geliyor. Manzaramız ise bu sayfanın en başında yer alıyor 🙂

Yenişehir’den (yeni mardin) Eski Mardin’e (Artuklu) çıkarken minibüsleri kullanabilirsiniz, neredeyse hepsi gidiyor ve 2 TL kişi başı. Haftasonları trafik oluyor ve yol tek yön olduğu için taksiciler “Abi biz trafik varken girmiyoruz içeriye sizi Zinciriye Medresesinin orada indiriyoruz, zaten 2 adım yol” diyorlar ve yine 20 TL alıyorlar. Halbuki İstanbul Trafiğini her Allahın günü yaşayan birisi olarak, onun trafik olmadığını, sadece işgüzarlık olduğunu söyleyebilirim. Ayrıca aklımdayken söyleyeyim, Havalimanına Şehir Merkezinden otobüsle gittik, kişi başı 4 TL. Yol boştu ama dur-kalk derken 35 dakika sürdü. Havaş ile de 20 dakika kadar sürmüştü.

Gelelim Mardin Merkezden Midyat’a gidişimize. Yenişehir’den Midyat yazılı Transit, Sprinter gibi araçlar ile Kişi başı 15 TL’ye gidebiliyorsunuz ve ücreti Otogar’daki görevli alıyor. Merkez ile Midyat arası yaklaşık bir saat sürüyor yol. 2kişi gidiş geliş 60 TL verdik.

Midyat ile Mor Gabriel arası 25 kilometreymiş. Taksiciler orasının çok büyük olduğunu, 1.5 saatte ancak gezebileceğimizi, sizi orada bekleyeceğiz diyorlar (bence beklemezler) ve bunun için 140 TL istiyorlar. Bu yüzden Mor Gabriel Kilisesine gitmedik. Onun yerine Midyat içerisinde gezmek istediğimiz yerlere gittik. Sıla Konağı olarak adlandırılan Konaktan fotoğraflar çekeriz diyorduk, şu sıralar Hercai isimli dizinin setine denk geldik, içeri setten sonra girdik, kişi başı 5 TL ödüyorsunuz. Adım başı insan vardı ama saygılı insanlar, herkes turistik gezi ve fotoğraf için geldiği için kimseden bir saygısızlık görmedik. Zaten Mardin’de kimseden saygısızlık görmediğimiz gibi gerçekten hoşgörülü insanlar ancak Kadınların etek boyuna ve dekoltelerine dikkat etmelerini tavsiye ederim, tabiri caiz ise, ilk kez farklı bir cins görmüş gibi durumlara çok fazla denk gelebiliyorsunuz. Midyatta adım başı çocuğa denk geliyorsunuz ve size hepsi şunu söylüyor “Abey sen midyatın tarihini anlatiyim sana, biliyorsun” diyor ve daha sen nefes alırken başlıyor saymaya. Arada en çok hoşuma giden bir çocuk kendi evinin önünde bana “abey su alır mısın” dedi. Gerek yok bende var dedim. “Ozaman fotoğrafımı çek” dedi. Birazdan onunla fotoğraflarını göreceksiniz. Ve evet, adım başı su satılıyor ve gerçekten çok susuyor insan. Benim olduğum 11-13 Ekim tarihlerinde hava akşamları 19 derece, gündüzleri 36 dereceydi. Nem yok ama efsane sıcak vardı. Akşam için kot ceket, gündüzler için bol bol tshirt bulundurun.

Fiyatları yukarıda belirttim ve 2 kişi 2 gün seyahatimiz, konaklama, ulaşım, yeme içme ve diğer harcamalarla 2.200 TL kadar tuttu. Bu tutarda yeme içmeye 350 TL kadar harcadık, bunun 360 TL’si konaklama, 1200 TL’si uçak ve kalanı taksi-minibüs ve benzeri ödemelerdi.

Umarım faydalı olmuştur.

Sevgiyle ve Işıkla kalın,

(Visited 49 times, 1 visits today)

Leave A Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir