NewYork Gezi Rehberi

Bir memleket havası alsak mı? Hadi başlayalım ...

Tatilini yurtdışında yapmak isteyen herkesin ilk yaşadığı problem “vize var mı oraya” sorusunun cevabıdır. Evet, Amerika Birleşik Devletlerine vizesiz giremezsiniz. Bu nedenle önce vize almalısınız. DS-160 formunu doldurup, vize paranızı ödeyip, birebir görüşmeye gitmelisiniz. Vize görüşmeleri İstanbul ve Ankara’da yapılmaktadır. Ben vizeyi aldığım zamanda 140 USD ödemiştim galiba. Sizde buraya tıklayarak vize işlemiyle alakalı detayları öğrenebilirsiniz. Başka sorularınız olursa aşağıdaki yorumlar üzerinden görüşebiliriz.

Vizenizi aldığınızı varsayalım, peki bu işin maliyeti nedir ve nereden başlamalıyız? Benim vizem olduğu için hep biletimi 5-6 Ay öncesinden alırım ve konaklamamı o süre içerisinde hallederim. Hem maliyet olarak epey ekonomik olur, hem de halihazırdaki işlerimi ona göre programlarım, ona göre ihtiyaçlarımı belirler, gerekirse para biriktirip gideceğim yerden alışveriş yaparım.

Bu yazıyı hazırlamadan önce uçak bileti fiyatlarına baktım. 1Haziran2020 gidiş, 5Haziran2020 dönüş direkt uçuş THY ile 4.000 TL’ye bilet temin edilebiliyor. Türkiye’den giderken en ideal saat Sabah 7’de kalkış yapmaktır. Arada 8 Saatlik zamanı ve 10 saatlik uçuşu dikkate alınca, NewYork saatiyle 10:30 civarında inmiş, bavulları almış ve havalimanından ayrılmış oluyoruz. Geri dönüş de gece 12’de olduğunda saat farkıyla 17:00 civarında Türkiye’ye gelmiş oluyoruz.

Bana soracak olursanız, Amerika’da 2 şey çok pahalı. 1) Otel 2)Otopark.

1Haziran2020’de otele giriş, 5Haziran2020’de otelden ayrılış 1oda 2kişi fiyatı en uygun LongIsland bölgesinde var ve 2.211 TL vergi dahil bulabiliyoruz. Açıkçası 390USD hiç de fena değil, ben 2018 Haziran’da 580USD’ye 5gün kalmıştım Columbus’da (biraz kuzeyde). Konaklamalarda Hostel veya AirBnB kullanan arkadaşlarımız olabilir. Özellikle AirBnB’de oda temizlik ücretlerine dikkat etmeliler ayrıca ücret talep ediyorlar. Ve ben Hostellerde hep tedirgin olurum diye otel kullanırım. Otelleri de iyi incelemelisiniz, bazılarında ortak tuvalet ve banyo kullanımı var. (merakımdan test ettim, aşağıda yazacağım deneyimi) Bu nedenle sadece ABD özelinde Hotels.com kullanmanızı tavsiye ederim. Aplikasyonu ile indirimler ve bonus gece avantajları sağlayabilirsiniz.

Vize, Uçak, Otel derken vardık J.F.Kennedy Havalimanına... Peki sonra ? Welcome to America

Son dönemdeki en güzel uygulama burada başlıyor. “Kendi vize onayını kendin yapacaksın, benim memurumu yormayacaksın” diyorlar. Bizler yeni kimlik alırken bize bir zarf içinde şifre vermişlerdi, KIOSK makinesini gösterip, bu şifreyle bu cihazı kullanacaksın dediler ama makine çalışmıyordu hiçbir nüfus müdürlüğünde. Ama orada çalışıyor. Pasaportunu eline alıyorsun, barkod kısmına okutuyorsun, senin yakışıklı siyah-beyaz bir fotoğrafını çekiyor, sonra ne kadar süre orada olacağını sana bildiriyor yazı, pasaportunla birlikte memurun yanına sıradan gidip, memurun gözlerine sakin bir şekilde bakıp, direkt mührü vuruyor ve gidiyorsun bavulu almaya. Bavulu alıp havalimanındaki “Exit and Cab” tabelasını takip ediyorsun. 2014 ve 2018 yılı ziyaretlerimde Havalimanı ile Şehir merkezi arası fiyat standart 52USD ve arada köprü var, 3,50USD. Toplam 56USD veriyorsun ve seni otelin önüne bırakıyorlar. Eğer benim bütçem kısıtlı dersen, metroyla gideceksiniz şehir merkezine ve biraz sürüyor o yolculuk. Tavsiye etmem bavullarla.

Ben ve başka arkadaşlarım, hiç NY’de otele gidip de “check-in 2pm” diyene denk gelmedik. Bu nedenle cümleme “Bavulları odaya atıp, sırt çantama 1 tane tshirt atıp koşarak uzaklaşıyorum” diye devam ediyorum.

İlk iş en yakın metro durağına gidip cüzdanınızda 5-10-20 USD bozukluklar ile bir haftalık kart almanızı tavsiye ederim. Yoksa bir miktar pahalıya gelir. MTA logosu gördüğünüz yerden alabilirsiniz, mesai saatlerinde bir kabin içinde hanımefendiye “1 week metrocard please” demeniz yeterli. Genellikle enteresan bir ses tonu ve ifadeyle size bir şeyler diyecek, bence ona seslenmeden önce sağa sola bir göz atın ve fiyatlara bakın (bazı istasyonlarda fiyat listesi yok). Sonrasında cep telefonunuza bir aplikasyon indirim “NewYork Metro Map, “MTA Map” gibi yazmanız yeterli. Eğer gitmeden önce biraz göz atmak isterseniz sizlerle detaylı bir Metro ve Şehir haritası paylaşıyorum, buraya tıklayıp inceleyebilirsiniz.

metro haritasındaki tüm yollar ve o güzergahtan geçen tüm metrolar farklı renklerle işaretlenmiştir ve üzerinde harflerle belirtilmiştir. Gelen trenin önünde o harfi gördüğünüzde binmelisiniz aksi halde farklı bir yere gidebilirsiniz ama problem değil, farklı güzergaha gitseniz de metrodan çıkmadan yolun diğer tarafından geri dönebilirsiniz. inanın İstanbul metrosundan çok daha basit bir hat NY metro hattı

Fotoğraf çekecek arkadaşlar, gündüz güneş sert vursa da binaların büyük olması çok fazla gölge sağlıyor ancak köprü üzerilerinde ışık yoğunluğu mahvediyor karelerimizi. Bu nedenle öğleden sonra köprü üzerinden fotoğraf alacaksanız, turunuzu 14:30 civarında güney bölgesine çevirip DUMBO’ya doğru gitmelisiniz, Çin Mahallesi olarak da belirleyebilirsiniz.

Ben uçak yorgunluğumu atmak için Central Park’a gitmeyi tercih ediyorum ve elimde kahve ve sırt çantamda su ile muhakkak geziyorum. (su bidonlarını atmayın, su pahalı geliyor TL’ye çevirince, doldurup kullanırsınız) Hem yorgunluğumu alıyor hem de keyifli oluyor. Metro ile Yeşil Hatta 4-5-6, Sarı Hatta Q-N-R-W ve Kırmızı Hatta 1-2-3 her nerede olursanız olun, uygun bir yoldan Central Park’a giriş verecektir. Ben 2018’de gittiğimde Columbus’ta kaldım, 96 Street olarak geçiyor. Kaldığım otel, direkt Central Park yanındaydı. Sabah yürüyüşlerimi ve kahvaltımı Parkta yapıyordum, koşan insanları izlerken de güzel göz egzersizi yapılabiliyor 🙂 tamam tamam, Kahve ile Panini yedikten sonra bende yürüyorum 1 saat kadar 🙂

Central Park’tan çıktıktan sonra Metro ile En güneye gitmenizi tavsiye ederim. WallStreet de inebilirsiniz metrodan. (yeşil hat oradan geçiyor) Eğer öğleden sonra olduysa, güzel fotoğraflar için Mavi hat (A-C) veya Sarı hat (B-D-N-Q) kullanıp York Street’de veya köprüden geçişten sonraki durakta inebilirsiniz. Gezmek için hazır mısınız? Başlıyoruz …

Ufak bir tüyo: Uygun fiyatlı Magnet, Küçük Biblo veya Heykel, Hediyelik Eşya türü şeyleri Köprüden geçtikten sonra göreceksiniz. Emin olun, TimeSquare veya daha yukarı bölgelerde daha pahalı. ChinaTown’da ise EmpireState binasına ait figürünün büyük olanını daha ucuza bulabilirsiniz (benim ofisteki bilenleriniz bir adım öne çıksın)

O kadar yürüdünüz ettiniz, bence acıkmış olmalısınız yani ben olsam acıkırdım 🙂 o zaman köprüden geçtiğinizde dans eden çocukları göreceksiniz, etrafında videosunu çekenler vesaire vardır kesin, orada el arabasından gelen kokuların cazibesine kapılabilirsiniz, bence de kapılın, lavaş arasına bir döner yapıyorlar, (angus etinden merak etmeyin) oturun bir köşede yiyin, yanına da kola, oh mis.

NoWay, ben sokakta yemem, bilmediğim şeyleri yemem derseniz, siz hemen yakınlardaki büfe/restaurantlarda da yiyebilirsiniz. Açıkçası 6USD ile karnımı epey doyurup dolaşmaya devam ediyorum ben, arkamdan gelenleri göreyim 🙂 buyrun, istikamet WallStreet. Para burada usta, hele hafta içi ve akşam 16:30’dan sonraya denk geldiyseniz “Drive Time: Open!” herkes mesaisini bitirmeye başladı bile, buna bir de bizim gibi ellerinde Selfie Çubukları olan turistleri ekledik mi ohoooo 🙂 Kabul, burada pek birşey yok. Buradan ara sokaklardan ilerleyip CityHall tarafına doğru yürüyoruz çünkü burası eski ikiz kulelerin olduğu, şimdi ki Dünya Ticaret Merkezi binasının olduğu yere yürüyoruz. Burada da hoş ufak meydanlar var ama kahvemizi TimeSquare’de içip akşam yemeği için Bira-Burger-Patates yapacağız diyenleri duyar gibiyim. Hey! Acele etmeyin, daha 4günümüz var. Tamam Tamam, yukarı doğru gidiyoruz. Adımlarımızı en yakın Metro istasyonuna çevirelim, CityHall’ün biraz gerisinde Kırmızı Hat 1-2 veya CityHall’ün biraz batısındaki Mavi A-C-E bizi 42 Street’e veya Hemen CityHall’deki Sarı Hat (en sevdiğim hat) N-Q-R-W bizi direkt TimeSquare çıkartacak. Hadi kırmızı merdivenlere gidelim 🙂

Welcome to America veya Welcome to Curcuna 🙂

Time SQ’da göreceğiniz kendisini boyamış TV karakterleri vs heveslenip fotoğraf çekilirseniz 5 USD’de alır sizden, benden demesi. Ona vereceğiniz parayı gidip Friday’s isimli mekanlarda Hamburger yerseniz daha faydalı olur. Bu arada Amerika’ya gidip McDonald’s da hamburger yemeyin, onun yerine Friday’s de yiyin, Ben her ikisini hatta başka yerlerin de burgerlerinin tadına baktım, en iyisi Amsterdam’da Simit Sarayı yanındaki İranlı şefin burgeri ama ona yakın kıvamda Friday’s var 🙂 Konu biraz dağılmış olabilir ama söz konusu yemek kusura bakmayınız 🙂

Kahvemizi aldık TimeSQ’nun hemen solundaki Starbuckstan, geldik kırmızı merdivenlerde oturduk ve etraftaki curcunaya ve kocamaaaan binalara bakarken içtik, sonra merdivenlerden inip doğruca ilerleyip biraz ileride caddenin solundaki Friday’s de burgerimizi patatesimizi de gömdük. Aldık kalorileri, peki napacaz bu saatte otele gidilmez, Bence cep telefonunuza aynen şunu yazın “Bryant Park” muhtemelen hemen sizin arkanızda kalacak, geri yürüyüp orada biraz çimlerin üzerinde oturun ya da yeşil sandalyeli ve masalı bir yere çökün, dinlenin, Cep telefonunuzdan adımsayarınıza bakın, 25bin geçmiş mi, bence geçmiştir. Herhangi bir yerde Bira veya Mohito içebilirsiniz. Tek duble atın, abartmayın ki, yarın ki gezinizde rahat edin. İstikamet otel ve duş ve deliksiz uyku.

Hayatınızdaki en kötü fotoğrafa "it's $20" deseler verir misiniz?

Zam gelmiş Zam. 30 Mayıs 2018’de girdiğimde 35 USD idi. En tepeye çıkınca daha da farklı birşey görmüyorsunuz, daha fazla para vermeyin, Görüp göreceğiniz büyük binalar ve alabildiğine Manhattan. Muhtemelen yine zam gelmiştir, 45USD olmuştur kişi başı. Verilir mi? Bence deneyimlemek için verilir. Ancak bir acemiliğe kurban gitmeyin, ben balkonda fotoğraf çekiyorlar zannettim, meğer yeşil bir örtü önünde hayatınızdaki en kötü fotoğrafı çekip üzerine 20 USD alıyorlar ve photoshop ile sizi oraya yerleştiriyorlar. Bence de yerleştiriyorlar, aynı fikirdeyim. O yüzden hiç girmeyin o konuya ve oradan çıkarken direkt sistematik olarak bir hediyelik eşya dükkanının içinden geçiyorsunuz, sakın diyorum, sakın fazla para vermeyin, asansörden aşağı in, daha ucuz.

Amerikan Filmlerindeki gibi bir Akşam Yemeği mi?

Kabul edin, en azından hayatınızda 1 kez olsun, film izlerken “ulan şu da bi kısmet olsa ya” demişsinizdir muhakkak. İşte onu demek için, Dün Byrant Park’da otururken Cep telefonunuza daha öncesinde indirdiğiniz YELP aplikasyonu ile istediğiniz bir yere rezervasyonunuzu yapabilirsiniz ancak o saatte orada olmalısınız, genelde insanlar yaz vakti çok fazla ziyarette bulunuyor NY’e dolayısıyla neredeyse rezervasyonsuz giremiyorsunuz. Bir diğer sayfa ise tabii ki, TimeOut. Her şehre ait bir timeout bilgisi mevcuttur. Gitmeden önce buraya bakabilir ve biraz fikir elde edebilirsiniz. İstanbul içinde bence bakmalısınız.

Farklı bir şey yapalım. Mesela NBA maçı izleyelim

Ben daha gitmeden TicketNetwork sitesi üzerinden biletlerimi almıştım. Bilerek en yukarılardan aldım ki, tüm her yeri görebileyim ve keyfine bakayım. Videolar çektim, keyifliydi epey ama MB olarak çok büyük o yüzden yükleyemedim. Sizlere tavsiyem muhakkak bu deneyimi yakalayın. Ben Brooklyn Nets taraftarıyım ve onun maçındaydım. Sizlerde gideceğiniz tarihlerde varsa bir müsabaka muhakkak deneyimleyin, çok keyifli. Aynı zamanda site üzerinden varsa başka aktiviteleri görebilirsiniz, Konserler vs. Link Burada

SoHo, Little Italy, ChinaTown, Staten Island

Emin olun, koca bir günü Empire States’e ayırsanız, sonraki gün yine kafa nereye ben oraya modunda olsanız keyif alırsınız. Zaten beklentiniz hiç olmamalı ve emin olun, bir plan programa sadık kalmadan hareket ederseniz, çok daha fazla keyif alırsınız. Eğer yalnız giderseniz, kulaklığınızı takın ve Alicia Keys’den NewYork şarkısını açıp dinlerken büyük caddelerde yürüyün, biraz blues müzik dinleyin, tarzınız olmayabilir, deneyimleyin, size bir link bırakayım, %35 ses oranıyla tadına bakın ezgilerin.

SoHo sokaklarını çok seviyorum, vitrinlere göz ucuyla bakıp sokakları arasında turlarken o keyifli Vintage Mimarisi harika. Hava hafif parçalı bulutluysa, ara ara güneş çok güzel vuruyor kiremit rengi binalara ve beyaz vitrinlere …

Little Italy’de bir pizzacıya girip dilim pizza yemelisiniz, ince hamurlu olsun lütfen. Şef ile (muhtemelen sahibidir) biraz muhabbet edin, emin olun kesin Türkiye’ye ve muhakkak İzmir’e gelmiştir.

ChinaTown, sabah erken saatlerde ve gece geç saatlerde Jeeplerle çok gezen görürsünüz o yüzden gündüz saatinde gezebilirsiniz. ChinaTown içindeki küçük parkta Çinli ihtiyarları görebilirsiniz, yerel kıyafet ve yerel dilleriyle konuşuyorlar, sadece deneyimlemek ve gözlemlemek bile hoş ve tabii ki, binalar eski tuğlalardan.

Staten Island, Yukarıda sizinle paylaştığım haritada Kırmızı, Yeşil, Sarı olan Metro Hatları, “South Ferry” durağından geçiyor. Buradan Turuncu renkteki feribotlar ile Staten Island etrafından geçebilirsiniz veya direkt adayı da ziyaret edebilirsiniz.

Alışveriş Zamanı

Büyük Tüyo: reklamları toplayacağınız bir email adresi açın ve mümkünse Gmail olsun, hazırda bekletin. Nedeni aşağıda yazıyor

Downtown bölgesinde çok fazla mağaza var ve özellikle Long Island University civarında uygun fiyatlı mağazalar çok fazla, bilindik markalar. Özellikle Çarşamba günleri erken saatlerdeki alışverişlerde mağazanın WiFi’na bağlanıp vereceğiniz email adresine gelecek kuponda ekstra indirim oluyor, %10 ile %40 varan indirim kuponu neredeyse 500USD’lik alışverişte 150USD kadar indirim kazanmanızı sağlıyor. Tabii bu tutarda bir alışveriş yaptığınızda kasada size “kardeşim” derlerse şaşırmayın 🙂

TJMaxx mağazasında tamamıyla koca çanta reyonu var ki, marka çantaları uygun fiyata alırken kendinizi kaybedebilirsiniz, Macy’s ,GAP, US Polo, Tommy, Nike buralarda indirimli ürünleri bulabilirsiniz. Ben 2014’de koca bavul doldurdum, eskitemediğim ürünleri vermek durumunda kaldım. O derece diyorum 🙂 Baktığınızda çok para veriyor gibi düşünebilirsiniz ama şahsen koca bavul ürünü 3yıl kullandım, ayakkabılar, montlar, kotlar, kazaklar, sweat’ler ve hediyeler ile toplamda 800USD harcamıştım. Bugün gitsem 1.500USD gözden çıkartırım. Acımam yani 🙂 Acımayın 🙂 Şöyle diyeyim sizlere, Orada 35 USD aldığım montu, Türkiye’de 335 TL dediler. O zamanda dolar 2.24 TL idi. Az daha mağaza müdürüne saldırıyordum siz bizi ne sandınız derken.

Fakir Telefonu: iPhone

Bizim bir atasözümüz var ve bunu iPhone satanlar satış pazarlama tekniği yapmışlar: Fakirin eşeğini önce kaybettirip üzüyorlar, sonra buldurup sevindriyorlar.

Apple NewYork Fifth Ave. (5nci cadde) üzerinde bir satış mağazası var, hani heryerde gördüğünüz camlı piramit, yer altına doğru iniyor hani. Orada boşu boşuna oyalanmayın. Bir fakir telefonu almak istiyorsanız cep telefonunuza “Central Station” yazın veyahut 2-3günlük gezilerinizde muhakkak yolunuz oraya düşmüştür, girin içeriye ve muazzam derecede güzel olan bu Tren İstasyonuna girin, (oradan bir bilet alın -Şaka Şaka-) kafayı kaldırın ve merdivenlerin üzerinde ışıklı beyaz giydirmeli bir yer göreceksiniz “hedefe yakalaştınız, 20 metre kuzeye ilerleyin” diyebiliriz. Orada 3 ayrı sıra var. Birinci sıra, elinde PDA olan birisi gelip “hangi ürün ile ilgilendiğinizi soracak” ve siz ona “iPhone” derseniz sizi bir sıraya sokacak, o sıra soru sorma sırası. Evet doğru okudunuz soru sorma sırası, “mal var mı mal” diyorsunuz.  Sonra varsa ürün (önce size yok çekecekler, siz pes etmeyip 15-20 dk sonra tekrar o sıraya girin, bu kez var diyecekler) sipariş ediyorsunuz ve teslim alma sırasına giriyorsunuz, siparişte adınızı verdiniz ve içeriyi hafif göreceğiniz bir yerden sabırsızlıkla kişiyi bekliyorsunuz ve o direkt kutuyla kasaya gidiyor. Üçüncü sıra, paramızla rezil olma sırası, Nakit verebilirsiniz ama bence Garanti bankasının Visa bankamatik kartıyla ödeme yapın, direkt hesaptan çeksin, okadar kalabalık ki, cüzdan her an uçabilir.

O kadar beklediniz, paranızla rezil oldunuz ve telefonunuzu kullanacaksınız. O vakit simkart takacaksınız ama internet? Aman Tanrım, Apple o kadar parayı verince, sadece Apple cihazların tarayıp kullanabildiği 30 dk beleş internet ağı sunuyor size. FaceTime ile eş/dost/akraba arayıp şekil yapabilirsiniz. Ama bence yapmayın, hemen “abi nekadara geldi şimdi cihaz, bi bucuk daha eklesek, hmmm… iyiymiş ya da pasaportu napacaz, sende yer var mı?” bu diyalogla muhatap olmamak için bence kimseyi aramayın 🙂

Peki bu fakir telefonu ne kadar ucuz. 256 GB, Midnight Green, iPhone11 Max Pro 1.249USD ve buna %8,75 oranında KDV eklenecek. 1.359 USD yani 7.880 TL buna bir de kayıt bedeli 1.500 TL gelecek, ortalama 9.400 TL. ama bunu Türkiye’den alsak 14.900 TL yapıyor. Yani 5.500 TL daha fazla. Peki uçak bileti ne kadardı, en başta yazıyor gidiş dönüş 4.000 TL. yani 1.500 TL yine kârdayız. Çok vergi veriyoruz be abi. Neyse, Yeri bulmanız için lokasyon bırakıyorum aşağıya.

bunları neden paylaştım biliyor musunuz? aslında o kadar da imkansız değil, zor da değil, sadece istemek yeterli. bana göre herkesin “ölmeden önce yapılacaklar listesi” olmalı (bucket-list filmini izleyin)

Ve ölmeden önce muhakkak, olabildiğince dünyayı görmeye çalışın. gördükçe ve yorumladıkça, kıyasladıkça, saygı gösterdikçe daha çok saygı göreceksiniz, bakışınız ve size bakışlar değişecektir.

Aşağıda son bir video ile bu yazının da sonuna gelelim.

(Visited 28 times, 1 visits today)

Leave A Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir